
Her yıl 15 Mart ta bu beyaz sayfayı açmayı çok seviyorum. Gülümseyerek yazmaya başlıyorum. Bugün yine o gün doğduğum, hayatla tanıştığım, dünyanın en mükemmel ailesine kavuştuğum gün.
Fakat eksiğim, kalbimin bir kısmı BABAMın gidişi ile dağılıp gitti. Hüzünlüyüm çünkü yanımda olmasını çok isterdim. Sanırım en zor yaşım bu yıl olacak. Babamsız ilk doğum günü, babamsız babalar günü, babamsız bayramlar canımı fazlaca acıtacak.
Asla isyan etmiyorum. Sadece çok ÖZLÜYORUM.
Ama iyiyim.
34 yaşımı geride bırakırken ölümden başka her şeyin çaresini olduğunu, hiç bir şeyin imkansız olmadığını öğrendim. Hayat; isyan edecek, ağlanacak, sürekli mızmızlanacak, kötülükle beslenecek kadar uzun değil. Kendimi daha çok önemsiyorum. Babam sağlığına hep dikkat ederdi. Acı çekmeden bizlere de çektirmeden aramızdan ayrıldı. Kalp kırgınlıkları çok fazlaydı. İşte bu aşamada kendime sürekli bunu hatırlatıyorum. Öfke, kızgınlık, kırgınlık insana zarar vermekten başka bir işe yaramıyor. Sil geç, kızgınlıkla beslenme, kırgınlıkları kendine dram haline getirme. AFFET ve UNUT. Ruh sağlığım için bunu öğrenmek zorundayım.
Ve yeni yaşım da sağlıklı ,huzurlu, sevdiklerim yanımda olsun...