31 Ara 2015

Tüketim Çılgınlığı

Bir bayan olarak "alışverişi sevmiyorum" diyen bayanları ayakta alkışlıyorum. Lakin ben aşırı aşırı seviyorum. Her zaman alışveriş için "giyecek bir şeyim yok" "buna çok ihtiyacım var" gibi kendimi gaza getirecek kelimeler bulabiliyorum. Amaaaa kalkıp normal de 50tl olan bir ürüne yan tarafta afilli bir markası var diye 500tl vermem veremem. Çok çok param olsa, para kazanmak için bu kadar alın teri dökmesem belki o zaman acır veririm ama şuan böyle koştura koştura para kazandığım nokta da o kadar paralar vermem. Verenleri kınamıyorum tabii ki ama sağa sola borcu olup hala marka giyineceğim diye kendini kasanların hallerine üzülüyorum. Bilgi dağarcığı sıfır olan ama 2 sohbetten birini markaya getiren insanları da kolay kolay çevrem de tutmuyorum. Tabii bu başka bir yazı konusu ben asıl yılbaşı nedeniyle mağazaların kasaların da ki kuyruklardan bahsetmek istiyorum. LCW Waikiki kasasını boş gören varsa bana da haber versin bayram, seyran yılbaşı fark etmez her daim uzun kuyrukların olduğu bir mağaza. Öyle eskisi gibi çok da ucuz değil ama talep çok :) Bugün dikkat ettim kasada ki görevli sinirli sinirli ödeme alıyordu önce 1-2 kişiyi de tersledi. Müşterinin biri de...
devamı »

Çamaşır Yıkamanın Keyifli Hali

Ev işleri arasında her hanımın farklı favorileri vardır. Mesela kimi ütü yapmayı sever , bazıları ise yemek yapmayı. Sevdiğiniz işlerin size verdiği keyif ise bambaşkadır ve terapik etkileri vardır. Başka dünyalara gider, hayaller kurar, güzel anları hatırlar, planlar yaparsınız. Size harika bir haberimiz var. Artık bu keyfi size yaşatan favorileriniz arasına çamaşırı da ekleyebilirsiniz :) Çünkü Rinso bunu mümkün kılıyor. Rengarenk paketleri ile raflarda dururken bile enerjisini yansıtan Rinso, çamaşır yıkamayı kolay ve eğlenceli bir hale getiriyor. Rinso’nun Kır Bahcesi (Yeşil), Çiçek Bahcesi (Pembe) ve Büyülü Bahçe (Mor) şişeli sıvı deterjanları hem beyaz hem de renklileriniz için tortu bırakmayan bir temizlik vaad ediyor. Rinso’nun gerçek eğlencesi, yıkama sonrası çamaşır makineninizi açtığınız anda başlıyor. Öyle ki kapağı açtığınız anda tertemiz çamaşırlarınıza eşlik eden muhteşem çiçek kokuları tüm banyoya yayıyor. İşte o an, hissettiğiniz duygular tarif edilmez. Sanki bir anda sevdiğiniz bir melodi çalmaya başlıyor ve o koku sizi alıp bambaşka bir yerlere götürüyor. Bu kokular o kadar kalıcı ki tertemiz çamaşırlarınızı asarken, kuruturken, ütülerken...
devamı »

30 Ara 2015

2015 e VEDA

2015 e veda etmek isteyip istemediğime pek emin değilim. Yok yaşlanma korkum şimdilik yok yıllara meydan okuyorum kendimce. Tüm uykusuz gecelere inat yıkılmadım ayaktayım diyorum. Heyyt be.. 2015 e dönüp bakıyorum nelere mutlu olmuşum diye soruyorum kendime. Çok şükür dost kazığı yememişim bu yıl. Bu iyi bir şey her yıl düzenli olurdu ama 2015 için aldığım kararlar arasında dostlarımı iyi seçmek fazlalıklara by by demek vardı bunu başardım sanırım. Az insan bol huzur taktiği tutmuş demek ki. Aynen böyle devamm darısı 2016 yılının başına. Hala oldum bu yıl o yüzden 2015 in yeri bende ayrı olacaktır. Sonra en yakın arkadaşlarım doğum yaptı 2.çocuk şart diyerek bol bol özendirdim onları gaza gelip yaptılar. Eeee tek başımamı uykusuuz geceler geçireyim beni anlamaları lazımdı:) Hepsi çok kıymetli benim için. Çocukları ile sağlıklı yılları olsun inşallah. Bloğum için hedeflerim vardı düzenli yazmak gibi umduğumdan iyi istikrar gösterdim karşılık beklentim yok burası benim yaşam alanım, dert duvarım, iç dökme sahnem umarım yıllarca devam eder. Çok güzel yorumlarla çok güzel arkadaşlar edindim. Görmeden tanımadan da dostluklar kurulabilineceğine şahit oldum. İyi ki varsınızzzz....
devamı »

28 Ara 2015

Yılbaşı Çekilişim KAPANDI

Katılan katılmayan güzel dileklerde bulunan tüm arkadaşlarıma teşekkür ederim. Gönül ister ki tek tek herkese minik hediyeler dağıtayım :) Kazanamayan arkadaşlarımı sevgiyle kucaklıyorum. Katılım güzel oldu çok şükür yorumlarda çok fazla çekiliş bloğu yoktu çünkü onları ayıklamak gerçekten zor oluyor. Neyseee uzatmayayım :) Ve çekilişi kazanan arkadaşım; Şafağın Dünyası - Şafak Karadeniz Kilimcigöldelioğlu Kendisini tebrik ediyorum mutlu günlerde kullansın ;) Yeni yıl içinde şans getirsin. gulsah.onen26@gmail.com a adresini bekliyorumm. Bir sonra ki çekilişte görüşmek üzere ;) Sevgiler,...
devamı »

25 Ara 2015

Çalışma Düzeneği

Geçtiğimiz günlerde eşim dizinden ameliyat olunca en zorlandığım konu işe gitmek zorunda olmam oldu. Evet bir hafta kendime de rapor aldım ama eşim 1 ay evde olacaktı ve Ela da baba ile kalacaktı. Hasta bir baba ve 2 yaş sendromun da olan bir bücürü aynı evde varın siz bir düşünün. Ülkemizde annelere verilen doğum izinleri bile sorunluyken hasta eşime bakmak için tabii ki iş yerinden 1 ay izin bekleyemezdim. Ama biz anneler bu psikolojiyi çocuklarımızı hasta haliyle bırakıp işe gitmek zorunda olduğumuz da da yaşıyoruz. Şimdiler de haberler de çok sık duymaya başladığım bir konu var; çalışan anneler çocuğunun okul saatine göre işten erken çıkabilecekmiş. Yalan değil bir an inandım ve sevindim bu habere. Yağız ın okulu dönüşüme girip tam güne geçince ( 09:00 - 14:40) bu çocuk okuldan çıkınca ne yapacak diye bayağı zorlanmıştım.( TIK TIK)  Etüde verip sorunu çözdük ama etüdde 17:00 de bittiği için aksam 19:00 a kadar çocuğun evde yalnız kalmasını ailecek kabullenmiştik. Hadi yaşı büyük, hadi sitede güvenlik var, konu komşu var diyerek teselli ettik kendimizi. Bu haberi okuyunca "inşallah belki bir şeyler değişir çocuğumu kendim karşılarım"dedim ama nafile. Meğer...
devamı »

23 Ara 2015

#kısacıkruhhali

2 gündür sosyal ağlardan takip ettiğim 3 çocuğun melek oldu haberleri ile dağılmış durumdayım. Dokunup hissetmeden acı paylaşmak başka bir şeymiş. Konu annelik olunca insan hemen kendi evladını kaybetme korkusuna kapılıyor. Bütün gece rüyalarım da o korkuyu ve acıyı yaşadım. Ben olsam nasıl yapardım, nasıl dayanabilirdim diye sorgulayıp durdum. Empati kurulması en zor durumlardan birisi budur. Çok zor... Birde bu insanların hesaplarına girip girip her fotoğrafın altına dramatik yorumlar yazanları var. Hayretle okuyorum. Yapmayın yazık günahtır. Başın sağ olsun yazın sabır dileyin yeterli. Nedenini, niçini sorgulayıp o meleğin fotoğrafı altında tartışmalar yaratmayın. İnsanlara tekrar tekrar acı yaşatmayın. Bunu yapmaya gerçekten hakkınız yok. Ruh halim çok karışık çocuk ölümleri olmasın hiç bir anne bu acıyla sınanmasın. Ve gerçekten Allah evladını kaybeden tüm annelere sabırların en büyüğünü versin. Artık her günü geri kalan hayatımın ilk ve son günüymüş gibi yaşamak istiyorum. Çünkü gerçekten 1 saat sonrasının garantisi yok. Sevgiler,...
devamı »

22 Ara 2015

Çocuklara Nasıl Hitap Etmeliyiz?

Bu sorunun karşılığı tabii ki adıyla hitap etmeliyiz. Amaaa benim demek istediğim hani biz türklerde çok sık kullanılan sevgi sözcükleri vardır. İşte benim kastettiğim tamda o kelimeler. Psikologlar diyor ki ; "aşkım", "bebeğim", "bitanem" gibi kelimeler kullanmayın. Çünkü o sizin aşkınız değil çocuğunuz. Tamam doğrudur da ben böyle söyleyince bu çocuk kendini benim aşkımmı sanacak kanıtlanmış bir şey mi bu emin değilim ben yani... He evet ben kullanmıyorum genelde kocama kullanmak beynime kazınmış olsa gerek ki çocuklarıma böyle seslenmiyorum. Ama Ela benden babasına seslenirken duymuş olacak ki bazen bana "aşkımm bakarmısın" diye gülerek seslenebiliyor. Karşına geçip sadece anne babalar birbirlerine böyle söylerler dediğimde pis pis sırıttı. Ne yapayım acaba şimdi :) Birde psikologlar diyor ki; "annecim" "babacım" halacım" teyzecim" gibi bir yaklaşımla konuşmayın çocukla kendi kimliğini karıştırırmış. Nasıl yani şimdi Yağız'a annecim dediğim de Yağız kendini benim annemmi olduğunu sanacak. Hadi onu da geçtim isimlerinin sonuna da "-cım" eklenmemeliymiş. İşte en çok kullandığım bu. Çocuklarıma genel de"Ela'cım" "Yağız'cım" derim. İlerde bunun zararını görürmüyüm bilmiyorum...
devamı »

18 Ara 2015

Çocuk mu Canavar mı?

Böyle oyun kurduklarında dayanamıyor bende içine giriyorum :)  Anne olmadan önce ( bu 23 yaş öncesine tekabül ediyor) çocukları her halleriyle çok sever ama yaygara çıkardıkları ilk an da olay yerini koşarak terk ederdim. Çok iyi anlaşırdım ama asla krizlerini yönetemezdim. Tamam kabul ediyorum çılgınca ağladıkların da suç benim üzerime kalacak benim ağlattığım düşünülecek diye de korkardım onlardan.  Şimdi 2 tane çocuğum var. Kriz anlarını  hala çok iyi yönetemiyorum. Kucaklaşmak ya da kendi haline bırakmak dışında çok müdahale etmiyorum. Çünkü hala ağlamalarının sebebi olarak beni görecekler diye korkuyorum. Ağlayan çocuklara dayanamıyorum bu tahammülsüzlük anlamında değil tamamen vicdani anlamda dayanamamak. ( Buradan çocuklarımı hiç ağlatmıyorum anlamı çıkmasın katı kurallarım var ağlaması gerekiyorsa da ağlayacaktır. Bu konu da yüz verdiğim bir şey yok.)  Ama annelikle birlikte öğrendiğim en önemli şey çocuklardan değil anne babalarından korkmak gerektiği oldu. Çünkü bazı anne baba yaklaşımları çocuk davranışlarından daha korkutucu durumda. Mesela;  Çocuklar evde birey muamelesi görüyorsa kendilerini değerli hissediyorlar. Hani "çocuk o...
devamı »

17 Ara 2015

Oyuncak Bebek

Ela' ya süpriz yapmak için aldığım bu bebeğe öğleden  beri hayran hayran bakıyorum. Gıdıklanıyor, biberonunu emerken ses çıkarıyor, ellerini ayaklarını hareket ettiriyor. Genelde pek oyuncağı yok ama yeğenim olduğundan beri Ela sürekli peluş oyuncaklarına bebek gibi davranmaya başladı. Yengesi gibi bebeğinin altını değiştiriyor, emzirmeye ve gazını çıkarmaya çalışıyor. Bende gerçekçi bir bebek alayım dedim. Süslü püslü bebekler daha bir cazipti ama bu baby alive bebeklerini kız anneleri çok tavsiye etti.  32 yaşında olan bir annede ki bu oyuncak bebek sevgisine ne demeli onu bilemiyorum :) 18 yaşına kadar bebeklerle oynadığımı düşünürsek doymamış olamam heralde 23 yaşında da canlı bir bebeği kucağına almış büyütmüş bir insanım :)  İleri de ki hedefim çok pahalı olduğu için annemlerin bana bir türlü alamadığı barbie evlerinden alıp Ela ile oynama gibi planlarım var :)))  O zamanlar böyle bebekler yoktu ama yine de elimizdekilerle ne evcilik oynardık ya o günleri doyasıya tadını çıkardığım için çok şanslı olduğumu düşünmüşümdür hep. Bir oyuncak bebekle taaa nerelere gittim ben bile şaştım kendime :) Valla keşke çocuk olsam dediğim...
devamı »

16 Ara 2015

Çocuk Kitapları ( Ela'nın Kitaplığı)

Çocuk kitaplarını çocuklara okurken zevk almayan anne yoktur diye tahmin ediyorum. 3 yaş kitaplarını okurken de sırıtıyorum 10 yaş kitaplarını okurken de mutlu oluyorum. Ela'nın uyku saati geldiğinde (ki o saat hiç gelemiyor) kitap seçimini ona yaptırıyorum ama illa kendi istediğimi de o istemese bile kendime okuyup öyle çıkıyorum odadan. Bu sıra Ela'nın favori kitaplarını tek tek yazmak istedim. Çünkü bende çocuk kitabı alacağım zaman blogger annelerin yazılarından destek alarak kitap seçimi yapıyorum.   Üç Kedi Bir Dilek- Yapı kredi yayınlarına  ait bu kitap Ela nın favorisi (benimdeee) parlak ve renkli sayfalar arasında gezinirken etkilenmemek mümkün değil. Dostluğun önemini en güzel yoluyla anlatılmış hikayenin yanında kitabın sonunda ki kedi parmak kuklası Ela nın kitabı sevmesine çok büyük etken oldu.  Haydi Uykuya - Altın Yayınlarına ait bu kitap +2 yaş ve üzeri için uygun. Uykuya dair hikaye kitabı bulduğum anda kaçırmam alırım :) Biraz olsun Ela'yı etkilesin umuduyla okuduğum bir kitap. Ela pek etkilenmedi ama içerisinde ki hikaye oldukça güzel.  Güle Güle Kakalar - Altın Yayınlarına ait bu kitap tuvalet eğitimi sırasında oldukça...
devamı »

14 Ara 2015

Çocukla Uyumak

Şu bloğu açtığımdan beri en yoğun, en çaresiz yazılarım farkettim ki uyku eğitimi (uyku egitimi verememek)  üzerine yazılmış. Bu yüzden uyku eğitimi falan yazmıyorum nasılsa Ela hala uyumuyor gece de belli bir saatte kadar kendi yatağın da uyuyor ve hiç aksamaz 1 de yanımıza gelmeye devam ediyor. Pardon kendi gelmez küçük hanım sanki yataktan kafa üstü düşmüş gibi ağlar ve biz koşarak gidip alırız. Hemen gidip almasak belki susar diye yaptığımız denemeler bütün apartmanın inlemesine sebep oldu. O yüzden deneme falan da yapmıyor uyku sersemi koşarak gidip alıyoruz. Belirtmekte fayda var; pes etme deki en anlamlı ( ya da anlamsız) cümlemiz "amannn daha kaç sene yanımız da yatacak ki elbet bizi istemediği günler gelecektir"oldu. Bu cümleyi kullanmaya bizi Ela mecbur etti o ayrı. Yani biz yatağın da mışıl mışıl uyuyan çocuğu zorla aramıza alıp alıştırmadık. Ne zaman (18 aylık) emzik gitti bizde de uyku bitti. Resmen çocuk bizden emzik bıraktırmanın intikamını alıyor. Keşke bırakaydım da 5 yaşına kadar emeydi neyseee sorun o da değil artık. Sıkıntı çift kişilik yatağa karı koca olarak değil ailecek giriyor olmamız. Neyse ki Yağız ın böyle bir özentisi yok sadece sabahları...
devamı »

10 Ara 2015

Benim de İtirazım Var

Oldum olası her şeye itiraz eden insanlara çok kızarım. İster yapıları bu deyin, ister ön yargı. Ama ben sırf huysuzluklarından her şeye HAYIR dediklerini düşünüyorum. İnsanın istemediği ot dibinde biter derler ya ben bu kadar her şeye itiraz edenlere kızdığım için özellikle bu konu da sınav olarak Ela ve Yağız la teste tabi tutulduğumu düşünüyorum artık. Bir nevi dünya sınavı gibiler benim için :) Yağız dişlerini fırçala - yine miiii anneee Ela oyuncaklarını topla - olmaz abim toplasın Ela eve gidelim mi? - HAYIRRRR Yağız çıkardıklarını katlar mısın? - Hayırrrrr ( arada tamam diyerek toplamadığı da çok tabii) Ela bu pantalonu giyermisin? - Daha pantalonu bile görmeden HAYIRRRR giymemmmm Yağız uyku vaktin geldi pijamalarını giyermisin? - HAYIRRR yatarken hep pijama giydiriyorsun (eee iyi takım elbise giy yat ) Yağız ödevi için yardım ister doğrusunu anlatırsın hemen itiraz eder HAYIRR o öyle değil böyle ( ee madem biliyorsun kendin yap o zaman) Hadi bakalım yemek vakti dersin - ikisi de aynı anda HAYIRR şimdi değil Nerdeyse artık beni gördükleri an da HAYIRRR diyerek kaçma noktasına geldiler. Valla emir kipleri ile konuşan bir anne değilim hep rica ediyorum çokça fikirlerini...
devamı »

9 Ara 2015

Duygu Sömürüsü

Kendin de en sevmediğin özelliğin ne deseler? Yapılan her duygu sömürüsüne inanıyor olmam derim. Yaşadığı en ufak şeyi dram mış gibi anlatanlara kendimi kaptırır ve çok üzülürüm. Gel karşım da ağla en az senin kadar ağlarım yetmez bir de senin derdini kendi derdim gibi üstlenir geceleri uykum kaçar dertsiz başıma dert edinirim. Acıklı bir bakışa kanarım mesela içim parçalanır. Hele ki kucağın da bebeği ile dilenen bir kadın görsem haykırırcasına ağlamak isterim. Dizi izlerken bir anne ağlasa, bir evlat zulüm görse gerçekmiş gibi içten içe ağlarım. Çocuklarım hastayken naz yapsın ya da düştüklerin de acıyan yerini öpmemi istesin aklıma çocuk esirgeme de ki kimsesiz çocuklar gelir onlara hastayken kim bakıyor ya da düştüklerin de yaralarını kim öpüyor sarıyor diye beynim de milyon tane soru döner onlar içinde dua ederken bulurum kendimi. En çok hatalarımı duygu sömürüsü yapanlara kandığım zamanlar da yaparım. Bunu 32 yıldır bilirim ve bir arpa boyu yol alarak kendimi iyileştiremem. Tipik balık burcuyum ve herşeye ağlayabilirim hele karşım da biri ağlarsa vallahi onu bastırır ben ondan daha çok ağlarım :) Bunları neden yazdım bilmiyorum. Geçen hafta eşim ufakta...
devamı »

7 Ara 2015

Boza İsteyen?

 Seveni olduğu kadar sevmeyini de çokmuş ama ben bu tada bayılıyorum.  Bana nedense çocukluğumu hatırlatıyor. Sokak arasın da gezerdi o zamanlar bozacılar. Bozacının sesini duyduğum an içim kıpır kıpır olurdu. Aklımıza gelmezdi o zamanlar sokakta satılan boza sağlıklı mıdır değilmidir? Kimbilir nerede nasıl yapıldı? Ne kadar katkı maddesi var içinde diye sorgulamazdık. Kış aylarında evimize huzur verirdi tarçın kokusu bu yüzdenmidir bilmem ama tarçın da boza da bana inanılmaz huzur verir.  Artık sokak aralarında değil marketlerden temin ediyoruz. Yalan değil alırken aklıma da acaba güvenilir mi diye sorular geliyor. Ama evime gelip tarçın kokusuyla birleştirdiğim o tat bana inanılmaz bir keyif veriyor. Çocukları da alıştırdım bu sıra her akşam boza içiyoruz. Özellikle yeni başlayan öksürükte her gece yatmadan önce bir bardak boza içmek iyi geliyor. Ve tabii ki emziren annelere şiddetle öneririm şahane bir süt arttırıcı özelliği var ;) Faydaları ne biliyormusunuz? Öksürüğe Faydaları: Kış aylarında çocukların düzenli olarak Boza tüketmeleri bronşların rahatlamasına, balgam çıkarmanın kolaylaşmasına neden olur, böylece solunum yollarının temizlenip, daha...
devamı »

1 Ara 2015

Yılbaşı Çekilişim

Yeni bir yıla girmemize az bir süre kala Keramika dan yılbaşına uygun bu kırmızı kahvaltı setini şanslı bir arkadaşıma hediye etmek istiyorum. Yılbaşından önce de çekilişi kazanan arkadaşımın elinde olmasını sağlayacağım. Zorunlu şartım; Bloğumun izleyiciler kısmından takipçisi olmak ve  Gfc den beni takibe alıp paylaşmak. Ek hak ile kazanma şansınızı arttırabilirsiniz; Twitter dan takipçim olmak ve paylaşmak  @gulsahonen +1 hak İnstagram dan takipçim olmak ve paylaşmak @gulsahonen + 1 hak Facebook dan takipçim olmak ve paylaşmak Annelikdunyam + 1 hak ve Bloğunuz da bu görsel ile birlikte çekilişimi paylaşmak size +4 hak  kazandıracaktır. Paylaşım linklerinizi ve mail adreslerinizi yoruma yazmayı sakın unutmayın ;) Çekiliş 26 RALIK Cumartesi günü saat 24:00 de sonlanacaktır. Hepinize bolll şans dilerim. Notlar; Çekiliş bloglarının katılımı kabul edilmeyecektir. Yurtdışına gönderim yoktur. Kargo ücreti bana aittir. sevgiler, Gülşah...
devamı »

27 Kas 2015

Göbek Bağını Ne Yapsak?

 Dün evde bir şeyler ararken kalemlik içinde sarılı bir parça buldum tabii ki 2,5 yıldır gömeriz diye saklayıp bir türlü gömemediğimiz Ela nın düşen göbek bağı!!!  En büyük kararsızlıkları bu göbek bağı meselesinde yaşadık biz. Yağız doğdu eşime dedim al bunu güzelce git Uludağ Üniversitesine gömmmm :) Takım elbise ile gidip çukurmu kazacağım dedi ve yıllarca arabasında gezdirdi artık ortada yok ve gömdüğünden emin değilim 5 yıl yanında gezdirdi sonra atmışta olabilir. Kısmet artık Yağız büyüdüğünde yolunu bulamayan bir gezgin olursa babasının göbek bağına ne yaptığını tahmin ederiz.  Ela'nın göbek bağını ise ben hallederim dedim ama maalesef çöpe atmaya kıyamadım gömmek için vakit bulamadım. Evimizde koleksiyon gibi kurutup saklıyoruz. Bu durumda geleneklerimize göre evine bağlı bir hanım olacak kendisi.  Azimle Oxford a gönderip gömülmesini sağlayanları bile duymuşluğum var :) Ben o kadarını beceremedim.  Bu arada dün hala oldum. Dünyanın en güzel duygusuymuş. Kardeşimin bebeği demek, yeğen demek kendi evladından ayıramamak demekmiş. Yiğit paşamıza Allah analı babalı uzun ömürler nasip etsin. Ela ise tüm hastane evrelerinde yanımızdan...
devamı »

24 Kas 2015

EL YAZISI şart mı?

Fotoğrafta ki Yağız'ın duygu ve düşünceleri :) Küçükken çok severdim güzel yazı derslerini. El yazısı yazmak bir tutkuydu benim için ve özene bezene yazardım. Doğru hatırlıyorsam 3. ya da 4.sınıfta başlardı bu ders.  Ama şimdi ters düz olan eğitim sistemin de daha el ve kas becerileri yeni yeni oturan nesile el yazısı ile alfabe öğretiliyor. Google da baktım benim bilmediğim bir faydası mı varda milli eğitim bu kadar el yazısı konusun da diretiyor diye araştırma yaptım. Yok valla neden el yazısı diye araştırınca bir sürü şikayet yazısı okudum. Yani kimse memnun değil.  Nasıl olsun ki? Oyun çağında ki çocuğun okula adaptasyonuna daha ilk günden parmaklarını zorlayarak köstek olunuyor. Bu zamane çocukları zaten başaramadıkları en ufak şeyde triplere giriyorlar, başarısızlığı hazmedemiyorlar birde okul hayatına böyle bir zorlukla başlayınca tam bir çıkmaza dönüyor.  Çocuğu 1.sınıfta olup ta şikayet etmeyen veli yok sanırım. Yağız 1.sınıfa başladığın da ben hamileydim. Erken doğum yapmama sebep olacaktı çok şükür babası ile aştılar o dönemi ama sinir krizleri eşliğinde bitti resmen ödevler. Ödev değil değil daha yeni kalem tutan parmakların zorlanarak el...
devamı »

17 Kas 2015

Annelik Sendromu

                                   Akşam yine kendi kendimi yargılarken buldum. 2 yaş sendromu ile baş etmede mi iyiyim yoksa 10 yaşında ki ergene laf anlatmada mı? Cevap yok tabii ki bir an "oo süperim hemen çözdüm sorunu" diyorum bazende hırsımdan oturup ağlayıp "yok ya ben beceremiyorum bu işi bir yerde yanlış yapıyorum" diyorum.  Kendimi yargılamamam gerektiğini 156350.kez kendime hatırlatsam da evde çocuklarla ne zaman kriz yaşasam kafamda deli sorular saklandıkları yerden çıkıyorlar.  Hayır 2 yaş sendromu zaten başlı başına bir dönem iken 10 yaşın olayı nedir arkadaş bunu çözemiyorum.  Ceza vermek istemiyorum artık sorumluluklarının farkında olması gereken bir dönemde, bağırmak hiç istemiyorum çünkü çok alındığı bir dönemde, konuşmak her zaman tercihimdi şimdi onu da istemiyorum çünkü bacak kadar boyuyla ters ters cevaplar veriyor iyice delleniyorum. Hal böyle olunca da çıkar yol bulmakta zorlanıyorum. Sinirli olduğu zamanlar da oturup günlük yazıyor tüm sinirini yazarak çıkarıyor açık bırakmış bir gün okudum da yazdıklarından korktum resmen tabii kendisine bir...
devamı »

16 Kas 2015

Pakolino Aktivite Kutuları

PAKOLİNO; 3-7 yaş arası çocuklar için tasarlanan eğitici ve eğlenceli aktivite kutularıdır. Tanımları böyle ama 10 yaşında ki oğlum da 32 yaşında olan bende Ela'nın elinde bu kutuyu gördükçe kayıtsız kalamadık. Ela için kullandığın kutu oyunları var mı? diye özelden 1-2 kişi sorunca Pakolino kutularını denemeye karar verdim. Çalışan bir anne olduğum için akşamları da Ela sürekli oyun oynamak istediği için bu aktivite kutusu çok işime yaradı. Kutunun içinden 3 tane özenle hazırlanmış kese kağıdı çıktı. Her kese kağıdın da ayrı bir aktivite malzemeleri var. Ve her kese kağıdı fotoğrafta ki gibi sıralandırılmış bu çok hoşuma gitti.   İlk kese kağıdın da ateş böceği yapımı malzemeleri çıktı. Görsel kağıdına bakarak  ateş böceğimizi yaptık. Ve gerçekten ben sadece bir kaç görselde yol gösterdim geri kalanını Ela kendi halletti. Işığı kapatıp tüm gece lastik ipe geçirdiğimiz ateşböceğini uçurduk.  2. kese kağıdından Yusufçuk böceği yapımı malzemeleri çıktı. Küçük kağıtları boyamak için keçe kalemlerine kadar her şey düşünülerek hazırlanmış olmasına çok şaşırdım. Bu etkinliği de Ela ile 2.gece yaptık. Yatana kadar bu etkinlikle uğraştı. Ve...
devamı »

12 Kas 2015

Dış Mekan Albümümüz

 Sünnet düğünü telaşlarımız bitti 1 aydır rahatız. Daha öncede yazmıştım ( TIK TIK)  fotoğraf çekimlerini düğünden 2 hafta sonra dış mekan da (longoz ormanları) yapmıştık.  Karacabey deki longoz ormanlarını da çekimler sebebi ile görmüş varlığından haberdar olmuş oldum. Biz Karacabey liyiz ve ben burayı nasıl daha önce duymadım diye resmen şaşırdım. Ormanın bir tarafı yeşillik diğer tarafı ise deniz kenarı. Çekimleri yeşillikler de yaptık ama bence mayıs ayında gidip sahil kenarında da çok güzel bir çekim yapılabilir :)  Çekimlerde düğün günü giydiğimiz abiye kıyafetlerimizi yanımıza aldık ama sadece çocuklar giydi ben ve eşim ortama daha uygun olur diye daha sade kıyafetler seçtik. Nasılsa düğün günü çekilen bir sürü abiyeli karelerimiz var bu daha farklı olsun istedik.  Tek zorluğu elbiseyi kısaltmamıştım bu yüzden düz ayakkabı yerine ormanda bildiğiniz kocaman topuklularla çekim yapmak zorunda kaldık :) Neyse bir yerimi kırmadan bitirmiş olduk.  Amacımız hem piknik hemde eğlenceli bir çekim yapmaktı öyle de oldu. Bu konu da söyleyebileceğim en önemli şey; bu tarz çekimleri yaptıracağınız insanlarla aranızda ki elektrik çok çok...
devamı »

11 Kas 2015

Kolay İngilizce Öğrenmenin Yolları

 Sizlerde “İngilizce Nasıl Öğrenirim?” diye merak edenlerden misiniz? Bu konuda ne kadar şanslı olduğunun farkında olmayan birçok kişi zamanlarını boşa geçirmektedirler. Online eğitimlerden, eğitim setlerine ve dil kurslarına kadar sayısız imkânlar arasında günümüzde hala bir yabancı dil sahibi olmayan kişiler ne yazık ki hayatları boyunca pişmanlık yaşamaya mahkûm olmaktadırlar. Kolay yollardan İngilizceyi öğrenmek isteyen kişiler yaptıkları araştırmalar sonucunda bu işin emek istediğini ve gerekli zamanları ayrılmadığında bu işin zor olacağının farkında olmaktadırlar. Özellikle öğrenciler tüm yaşamlarını etkileyecek olan İngilizce için öncelikle kütüphanelerinde bulunan kitaplardan yardım alarak azda olsa dil konusunda biraz bilgi sahibi olabileceklerdir. Sonrasında profesyonel yardımlar almak için kendi şartlarına uygun olan eğitimleri araştırarak kurslara kayıtlarını yaptırmaktadırlar. Elbette dili öğrenirken evde ya da okulda kitapların içerisinde kaybolarak yalnızca yazıp, okumakla İngilizce öğrenilemeyecek olup ve bu durum karşısında insanlar kendilerine oldukça eziyet etmiş olacaklardır. Öğrenmek için en etkili yol dili bilen kişilerle konuşarak pratik yapmaktır....
devamı »
Bumerang - Yazarkafe