29 Eki 2016

29 Ekim CUMHURİYET Bayramı

Cumhuriyet bayramı nın 93.yılını kutladığımız bugün yazımda sadece Ulu Önder Atatürk ün sözlerine yer vereceğim. Bugün ülke olarak geldiğimiz nokta çok gurur verici olmasa da eminim yeni nesil bu ülkeyi aydınlığa çıkaracaktır.  Atatürk "Cumhuriyet, düşüncesi hür, anlayışı hür, vicdanı hür nesiller ister" der.  Ve der ki; "Türk Milleti bağımsız yaşamış ve bağımsızlığı var olmalarının yegane koşulu olarak kabul etmiş cesur insanların torunlarıdır. Bu millet hiçbir zaman hür olmadan yaşamamıştır, yaşayamaz ve yaşamayacaktır." Atatürk'ten nefret eden eden kadınlara da bir hatırlatma; "Milletimiz güçlü bir millet olmaya azmetmiştir. Bunun gereklerinden biri de kadınlarımızın her konuda yükselmelerini sağlamaktır. Bundan dolayı kadınlarımız ilim ve fen sahibi olacaklar ve erkeklerin geçtikleri bütün öğretim basamaklarından geçeceklerdir." M.Kemal ATATÜRK Bugün bu topraklarda özgürce nefes alabiliyorsanız, devlet yöneticilerinizi kadın olmanıza rağmen seçme hakkınız varsa unutmayın ki bunda cumhuriyetin getirdiği yeniliklerin katkısı çok büyük. Yani Mustafa Kemal ATATÜRK e çok şey borçlusunuz. Daha da fazlası bu toprakların her parçasına kanını akıtan...
devamı »

27 Eki 2016

Ela'dan Mesaj Var

Çocuk istismarına ve pedofiliye karşı küçük çocuklarla nasıl konuşurum demeyin. Siz elinizden geldiğince anlatın emin olun fazlasıyla anlıyorlar. Ela ile bunları hep konuştuk hatta abisi de okulda öğrendiği uyarıları sürekli Ela ile paylaştı. Kötü dokunuşları bana gelip saydığında şok olmuştum.  Ve tekrar anladım ki çocukları birey olarak kabul etmek zorundayız. Youtube yüklediğim videoda Ela'dan güzel mesajlar var ;) Sevgiler, İnstagram; @gulsahonen Youtube: Gülşah ÖNEN Snapchat: gulsaho...
devamı »

Bugün Seni MUTLU Eden 3 Şey

Geçen gün facebook hesabıma Yağız ve Ela'nın videosunu ekledim. Bu konuda çok soru soran arkadaşlarım oldu. Tek tek cevapladım birde buradan yazayım. Martin Seligman özellikle pozitif psikolojide ünlü bir psikolog. Kitaplarını henüz okuyamadım ama youtube üzerinden bir kaç videosunu izledim. Martin Seligman; insanlar gün içerisinde canlarını sıkan şeylere öyle çok adapte olurlar ki mutlu oldukları olayları, durumları fark edemezler der. Ve mutluluk sebeplerimizi unutmamak için; her akşam yatmadan önce kendi kendinize "bugün seni mutlu eden 3 şeyi söyle/yaz" diyerek uygulama yapmamızı önerir. Pozitif psikoloji üzerine söylenen her önerinin önünde saygıyla eğilirim :) Bende bunu öğrendiğim günden itibaren telefonuma alarm kurdum. Öyle 1 - 2 akşam değil her akşam saat 9 olduğu anda ekranıma "bugün seni mutlu eden 3 şey" uyarısı geliyor. Çocuklar bile buna alıştı. Eğer evdeysek zor gelmezse oturup yazıyoruz ya da hemen ayak üstü hadi sayalım diyerek o gün bizi mutlu eden 3 şeyi sıralıyoruz. 3 az bir sayı gibi değil mi? Maalesef bu uygulamaya ilk başladığımızda resmen aklımıza sayacak 3 tane mutlu olduğumuz an gelmedi bile. Nasıl yani diyerek kendimizi bayağı bir zorladık....
devamı »

22 Eki 2016

PEDOFİLİ

Daha önce yazmıştım (TIK TIK ) maalesef yine yazıyorum. Çocuklarınızı cinsel istismara karşı koruyun. Pedofili nedir iyice araştırın. 3,5 yaşındaki çocuğa koca adamın neler yaptığını buraya yazmayacağım. Haberlerde, sosyal medyada mutlaka denk gelmişsinizdir. Adam 10 yıldır çocuklara karşı bir şey hissettiğini açıklamış. Yani adam 10 yıldır o mahallede pimi çekilmiş bomba gibi dolanıyormuş ve kimse fark etmemiş. 3,5 yaşındaki çocuğun ablası bu adamın daha önce kendisine öpücük karşılığı şeker verdiğini söylemiş. Yine daha önce yazdığım konuya dönüyorum. Kimse kimsenin çocuğuna şeker vermesin arkadaş. Git bi amcan, teyzen öpsün diye çocukları başkalarının kucaklarına yönlendirmekten artık vazgeçin. Nedir bu PEDOFİLİ? Yetişkin birinin ergenlik öncesi 3 -11 yaş arası çocuklara cinsel arzu ve istek duyması anlamına gelir. Halk arasında sübyancı da denir. Fiziksel özellik ayırt etmezler daha çok ailesinin titizlenmediği, her an üzerinde anne baba eli olmayan çocukları tercih ederler. Bu insanlar kendilerini hasta olarak kabul etmezler ve tedaviyi reddederler. Bu insanları toplum içinde ayırmak çok zordur. İçe kapanık, ailesi ile sıcak ilişki kuramayan insanlar olarak...
devamı »

20 Eki 2016

Uyku Eğitimi FİNAL (sezon finali)

Bende ki artist yoruma bakın bi :)) Başlığa final yazdım ama içimden de çok sevinme de sezon finali olmasın diye kendimle dalga geçtim :) Yukarıda ki girişi yazıp bu taslağı öylece bırakmışım sezon finali olduğu içime doğmuş demek ki :)) UYKU üzerine BİR SÜRÜ yazı yazmışım. Ve en son Uyku Eğitimi VEREMEMEK diye bir yazı yazarak pes etmişim :) Ve bu yazı ile kapanışı yapıyorum. Bir daha uyku eğitimini anarsam gelin beni dövün :) Bu taslağı böylece bıraktım çünkü okula başlayan Ela ilk hafta okuldan geldiği gibi kendisine hiç yakışmayacak şekilde koltukta, yerde uyuyakalıyordu. En az bir saat şaşkınlık içinde olayı idrak etmeye çalışırken kabul edeyim uyuyan Ela fotoğraflarıyla sosyal ağlarda da sevinç nidaları attım. Demek ki ilacımız kreşmiş uyku sorunu çözüldü diye bayağı eğlenmiştim. Tabii kısa sürdü. Kreş koşturmasına alışan Ela eski düzenine geri döndü. Öğlen okulda ya hiç uyumuyor ya da çok az uyuyor akşamda zorla yatırıyoruz oda kendi odasına değil bizim odaya. Gece hele bir kucaklayıp yatağına götür anında ortalığı inletiyor. Evlenene kadar aramızda yatabilir artık hiç sorun değil. Ailecek biz neleri kabullenmedik buna mı itiraz edeceğiz?...
devamı »

18 Eki 2016

Çocuk Yetiştirmek Neden Zorlaştı? // Özgür Bolat

Çocuk büyütürken hepimiz düşünürüz ve dile getiririz.  "biz eskiden böyle değildik" "annelerimiz bizi böyle büyütmedi" "şimdiki nesil çok zor" Ve bunun gibi bir sürü cümle kurarız. Kendime de çoğu zaman sorarım; "eskiye göre neden zorlaştı çocuk büyütmek?" Özgür Bolat' ın bu konuda okuduğum bir yazısı çok hoşuma gitti ve sizlerle paylaşmak istedim. Yazılanlara katılmamak mümkün değil. İnsanlar yaklaşık 100.000 yıl avcılık ve toplayıcılık, 12.000 yıl ise tarım çağında yaşadı. Son 100 yıldır da bilgi ve yaratıcılık çağında yaşıyor. Yani, insanlık tarihinin %90' u avcılık ve toplayıcılıkla geçti. Doğal olarak da bu yaşam tarzına uyum sağlayan insan, bilgi çağında birçok sorun yaşıyor. Çevre ile insan doğası örtüşmüyor. Bu da birçok çocuk yetiştirme sorununu ortaya çıkarıyor. Nasıl mı? UYKU ; Geçmişte gece korkmaları yoktu. Çocuk, anneyle beraber uyuyordu. Çocuk her iki-üç saatte bir beslendiği için, insanoğlunun uyku döngüsü (derin ve hafif uyku) buna göre ayarlandı. Çocuk ve anne, nefes aracılığıyla senkronize olduğu için, çocuğun beslenme saati gelmeye yakın, anne de doğal olarak hafif uykuya geçiyordu. Uyanıp, çocuğunu emzirip tekrar yatıyordu....
devamı »

13 Eki 2016

Devlet Okullarında Yabancı Dil Eğitimi

Haberlerde denk geldiniz mi bilmiyorum ama 5.sınıfların ingilizce ve türkçe hazırlık sınıfı olması gündemde(imiş). Yağız şuan 5.sınıf bir umut yeşerdi içimde ama birden silkelenip Türkiye'de yaşadığımı hatırladım. Bir kaç yerden araştırdım ve maalesef yürürlüğe giren bir şey yok. Bize zaten vurmazdı ama bizden sonraki 5.sınıflar için çok iyi olabilecek bir uygulama olduğunu düşünüyorum. Milli eğitim geri adım attı ve hazırlık sınıfı değil sadece yabancı dil eğitiminin arttırılması için çalışmalar yapılıyor diyerek umutları söndürdü. Maalesef devlet okullarında yabancı dil eğitimi yetersiz. Özel kreşlerde okul hayatına başlayan çocuklar temel ingilizceyi 4 yaş itibariyle alıyorlar. 3 yıl kreşte ingilizce eğitimi aldıklarını düşününce devlet okuluna devam eden bir çocuğun aklında renkler bile kalmayacaktır. İlkokul 1-2-3. sınıfta ekstra ücretle Yağız'ın sınıf öğretmeni dışarıdan ingilizce dersi aldırmıştı. Faydası oldu mu? derseniz; evet bildiklerini unutmadı ama beklenti önemli mesela çatır çatır ingilizce konuşmasını beklememek gerekli. Yağız bu yıl hem seçmeli dersten ingilizceye görüyor, hem okulun verdiği ingilizce var birde haftada iki gün özel ingilizce kursuna...
devamı »

11 Eki 2016

Ödev Sorumluluğu

Her evde ödev konusu artık başlamıştır. Kimi ebeveyn kendini şanslı görür çünkü az ödev veren öğretmeni vardır, kimisi kendini şanssız görür çünkü çocuğu çok ödev veren bir öğretmene denk gelmiştir. İşin aslı ödevin çocuğun sorumluluğu olduğunu kabul etmekle başlıyor. İlkokul 1. sınıfta çocuğun adapte olması açıdan bir çok anne/baba ödev boyunca çocuğunun başında kontrol amaçlı durabiliyor. Fakat bu daha sonraları kontrol amaçlı değil, çocuğun hatalarını düzeltme amaçlı oluyor işte oradan sonra ödev çocuğun değil anne/babanın olmuş oluyor. Oyun çocuklarının masa başında uzun süre kalması beklenmemeli. Burada en büyük görev öğretmenlere düşüyor. Ödevin gerekliliğine inanıyorum ama küçücük çocuklardan boyundan büyük ödevler yapmalarının beklenmesini anlamıyorum. El yazısının zorluğunu da eklersek sayfalarca verilen ödeler maalesef çocukları ödev yapmaktan soğutuyor. Ödev çok olunca da çocuklarına kıyamayan anne/babalar anında devreye giriyor ve iyilik yaptıklarını sanarak çocuklarına bolca yardım ediyorlar. Ödevlerin çok ya da az olması tartışmak ve sonuçlandırmak mümkün değil ama bizlerin çocuklarımızın ödev ile arasında ki yerini iyi belirlememiz gerekmektedir. Çünkü...
devamı »

7 Eki 2016

İki Çocuk Zor Mu?

Bloğuma uğrayan okuyucuların çoğu; google dan beni iki çocuk zor mu? / kardeş şart mı? kelimeleriyle buluyor. Daha önce kardeş şart mı diye yazı yazmışım fikirlerim aşağı yukarı aynı ama bu yıl daha koşturmalı, daha yorucu bir döneme girdiğimiz için geçen yıl ki kadar "aaa kesin olmalı", "kardeşsiz çocuk olmaz" gibi diretmelerim yok :) Neden böyle düşünüyorum hemen sırasıyla yazayım; Maddi durum; Bu yıl Ela özel kreşe başladı. Her ay ciddi bir okul ödemesi var. Devlet kreşine veremezdim çünkü saatleri mesai saatlerime uymuyor. Sadece Ela değil devlet okulunda olmasına rağmen Yağız'ın da masrafları var. Hafta da iki gün dil kursuna, hafta sonu da futbol kursuna gidiyor. Mecburi değil tabii ki ama kreş zamanından beri öğrendiği ingilizceyi unutmaması ve en az bir tane sporla uğraşması onun açısından iyi oldu. Aile bütçesi yerle bir oldu o ayrı :) Tek çocuk olsa veririm ortaokul için özel okula yarım gün evde yalnız ne yapıyor diye düşünmeden işime bakarım. Ekstra dil kursu, ekstra sporu için maddi manevi koşturmam. Eğitim anlamında özel okul hiç düşünmedim ama sırf bu tam gün konusu için ister istemez bunları düşünüyorum. Kafam daha rahat olurdu. Bu arada...
devamı »

5 Eki 2016

Etkili Anne Baba Eğitimi

Kitabı bitireli çok oldu ama hala evde elimin altında tutuyorum. Çünkü gerçekten uygulanabilecek yöntemleri var. Yöntemler dışında çocukların bazı davranışları neden yaptığını ve davranışlarıyla size ne mesajı vermek istediğini anlayacak bilgiler mevcut. Kitabin ilk sayfaların da "daha mutlu ve sağduyulu çocuklar yetiştirmek için kaybeden yok " diye bir açıklama var. Bu kitabın tümü için bile sadece bu yorumu yapmak yeterli diyebilirim. Yöntem, taktik, uygulama benim çocuğuma sökmez demeyin. Kitapların etkilerine ve artılarına her zaman inanmışımdır. Kitaba göre çocuk büyütülmez ama bu böyle bilgi dolu kitapları okumaya gerek yok anlamına gelmez/gelmemeli. Çocuklarıyla ilişkilerini geliştirmek isteyen herkesin  dikkatle okuyacağı bu kitap tüm dünyada iki milyondan fazla satmış. Uzmanlar tarafından alanında en iyi kitap olarak anılıyor. Etkin dinlemenin önemine fazlasıyla inandığım için ve kitap içerisinde ki örneklerin uygulanabilirliği kolay olduğu için her ebeveyne ve eğitimciye tavsiye edebilirim. Kitapta en sevdiğim bölümlerden örnek vermek istiyorum. SORUNU ÜSTLENME İLKESİ *Anne babalar çocuklarına hazır yardım paketleri sunarsa, o çocuklar anne babalarına...
devamı »

4 Eki 2016

Emzirme ve Anne Sütü

1 - 7 Ekim tüm dünyada emzirme haftası olarak anılıyor. Amaç bebekler için en ideal besinin anne sütü olmasına dikkat çekerek her bebeğin anne sütü ile büyümesini sağlamak. Sağlık bakanlığı bir nevi farkındalık yaratmaya çalışıyor. Hamile kaldığım an itibariyle en çok araştırdığım konulardan biri "emzirme" idi. Sütüm gelecek mi, bebeğime yetecek mi, emzirmeyi becerebilecek miyim gibi kendi çapımda bir soru soruyla mücadele ettim. Sezaryan ile doğum yapacağımı duyan bazı çok bilmişler "eyvah doğumdan hemen sonra sütün gelmez" diyerek beni çok üzmüşlerdi. Ama çok şükür öyle olmadı. 2 doğumumda sezaryen ile oldu ve ben doğumdan sonra gözlerimi açar açmaz emzirdim. Tabii ki ilk başlarda çok fazla süt gelmiyor ama doğumdan sonra ki ağız sütü ( kolostrum sütü) denilen sıvıyı bebeğin alması benim için çok önemliydi. Eve döndüğümde de emzirme ile sıkıntım olmadı. Sadece sarılık yüzümden iki çocuğum da fazlasıyla uyuduğu için emmek istemediler ve bende ki süt birikimi ateş yaptı buda zamanla geçen bir şey. O dönemde yeni doğum yapmış annenin yanında çok fazla emzirmek ve süt ile ilgili sorular sorup, yorum yapmamak gerektiğini herkese önemle hatırlatmak istiyorum. İlk 6 ay anne...
devamı »
Bumerang - Yazarkafe